1 Mayıs 1987
Soğuk bir Londra gecesinde Hırvat asıllı kahramanımız Alpy Tamarchuck yalnız başına barda oturmuş, kendi benliğinde kaybolmuş akıl hastaları gibi kendi kendine gülmekteydi. Çevresindekiler onun eğlendiğini düşünse de o gülüşün asıl sahibi içindeki insan kanına susamış katilin ona yaptığı eziyetten aldığı hazzın gülüşleriydi.
Alpy geldiği ve doğdu şehir olan black murselow'da tanınan, sevilen küçük bir aileden gelmekteydi. Küçük yaşlarda ailesinin de isteğiyle mühendis olmaya karar vermiş, yüksek lisans yapmak için Londra üniversitesini seçmişti. Ancak gerçekte yaşadığı hayatın iki hali vardı. Aslında durumu kendinden yaklaşık yüz yıl sonra oluşturulacak olan Marvel'ın hayali kahramanı "Yeşil Dev" gibiydi. Kendinden geçip bir katile dönüşmesi sadece an meselesiydi. Garson yaklaştı:
-Yabancıya benziyorsun ?!
Alpy yağmurdan ıslanmış saçlarını geriye atıp, içindeki katilin cevap vermesine izin verdi:
-Sanane lan .İşine bak, bira getir.
Garson şaşırmıştı fakat cevap vermedi. Birayı getirip sinirlendirdiği müşterisine servis etti. Alpy birayı beğenmedi. Doğal olarak yaşadığı bölgede olan bira alman birasına benziyordu ve bundan çok farklıydı. Biranın yanında servis edilenlere anlam veremediği için hiç tatmadı bile.
Gece ilerlerken barın üzerindeki motelde kalmaya karar vermişti Alpy fakat bir anda ortalık bağrışmalarla doldu. İçeri giren iti yarı adamlar kimlik kontrolü yapıyordu. Bunlardan biri Alpy'e:
-Kimlik ver!
-Sen kimsin?!
-Londra polisi!
-Buyrun.
Polis hedefini bulmuş av köpeği gibi Alpy'nin başında durakladı ve diğerlerine gerekli işareti verdi. Yavşak garson gece 12'den sonra yabancılara tahammülü olmayan polislere Alpy'i ispiyonlamıştı. Polislerin aklında olan gece eğlencesi olarak Alpy'e sağlam bir dayak atmaktı fakat bu geceki yabancı biraz farklıydı.
-Ayağa kalk
-İstediğin olsun.
Ayağa kalktı. Üstü arandı. Polis sadece alman yapımı çakısını bulabildi fakat bu yeterliydi. Yabancı ve silahlı birini bütün gece dövüp sokağa bırakacaklardı.
-Bu ne lan?! Elma mı soyuyon bununla?
-Duruma göre değişir.
-Ne diyon lan köylü?
-Birazdan anlarsın.
Son sözünden sonra polislerin amiri olduğu belli olan gavat:
-Bunu iki gün dövücem.
Gülüşmelerden sonra Alpy önce garsona baktı ardından biranın yanında gelen servisten çatalı alıp yanındaki polisin soluk borusuna sapladı. Diğerleri şaşkınlık ve sinirle üstüne gelirken çakısını yerden alıp karşısındakiyle biraz boğuştuktan sonra polisin sol böbreğine sapladı.
Bıçak çok iyi bilenmişti ve arkasındaki testere kısmı parçalama işlevini mükemmel yerine getiriyordu.
Olanlara inanamayan amir tam silahını çekip onu vuracakken çakının soluk borusundan geçtiğini hissetti. Yere düşmüş son nefesini verirken Alpy'nin garsonun kafasını kırık bira bardağına defalarca vurarak öldürdüğünü gördü. Son düşünceleri bu düzgün duruşlu ,sarı saçlı, beyaz tenli gencin nasıl böyle bir katil olabileceğiydi. Son bir nefes denemesinin ardından nefessizlikten öldü.
Alpy çakısını alırken katil karakteri çoktan gitmişti. Korktu fakat her şeyi hatırlıyordu. Pişman değildi, motele çıkıp oda kiraladı ve o gece kesinlikle rahat bir uyku çekti.
02.01.2014