Translate

ZuhuraT(Bu Blogda Ara)

Ya sonra…




Tarih: ( ??.??.????)

…Akşamın zifiri karanlığıydı. Bir çıt sessi duymak mümkün değildi. Herkes ve her şey o an sanki yoktu. Tek başımaydım bu amansız yolda, yürümekten korkar bir şekilde adım adım ilerliyordum sanki ne kadar gidersem gideyim hep aynı manzara şahit oluyordum.
Hangisi gerçekti hangisi doğruydu neydi bu, bir rüya mıydı ?
Hayır olamazdı. Öyle gerçekti ki, birden bir ağrı hissetim gömleğim kan içerisindeydi.
Düğmeleri açarken öyle zorlandım ki, aman Allah’ım buda neydi böyle; ne zaman bıçaklanmıştım…
Ben kim, nerede?
Bir, iki dakika sonra kendimi yerde buldum, gözlerim yavaştan kapanıyordu.
Gözlerimi hafiften açmaya çalıştım güneşin ışığı tam gözüme vurdu. Kalkmaya çalıştım beceremedim. O an fark ettim ki yatakta yatıyordum.
Nasıl gelmiştim ben buraya… Kapı açıldı bir ihtiyar amca içeriye girdi
Acaba bu adam mı beni buraya getirmişti.
Tam bir laf diyecektim, ağzıma lafı tıkıverdi oracıkta…
Başladı anlatmaya bu adam aklımdan geçen soruların hepsini yanıtlıyordu bu adam alim miydi?  Bilemedim.
Amca:
-          Yavrucum, biraz dinlenmelisin yaran iyileşmeli…
Yanıt vermeye çalıştım amcaya ama ağzımdan kelimeler çıkmıyordu.
Düşünmeye başladım ne olmuştu bana…
.
.
.


Çivisi Çıkmış Dünya'nın...




Şimdi sorun şu, keser ile çiviyi tamamen çıkartmak mı doğru olan yoksa çekiç ile çakmak mı? 

Buna karar verdiğimiz gün; cesaret ettiğimiz gün. Bu Dünya düzene girecek. İşte, bu kadar.



Her Şey Sen !

Kendimizi üzmeye , bazı şeylerı dert etmeye ne kadar da müsaitiz.Ruhlar alışmış mevlana modunda takılmaya. Herkese ne olursan ol yine gel demeye.Ne kadar da geniş gönüllüyüz.İnsanlar  bizi ne kadar kırarlarsa o kadar yer ederler hayatımızda . O kadar herseylerıyle kabulleniriz. Biz aynı muameleyi görmesekte önemli değil. Herkes kendinden sorumlu çünkü hayatta.Sonunda ''ben payıma düşeni yaptım , şimdi kendi bilir''diyeceğimizi bile bile belki de..

Her şey bir ve tek dünyada..Herşey sensin. Geriye kalan her şey yanılsama.Aslında kavga ettiğin 'sen'sin , aradıklarını bulamadığın , yapmak istediklerini yapamadığın için kızdığında'sen'sin. Sen istersen senin hayatında bir yere  sahip olur diğerleri.Her şey giderek rayına oturacak hayatımızda.Yaşamı,yaşayarak çözeceğiz..İşe kendimizden başlamalıyız.Sen kendini bilmeden karşındakini nasıl anlayabilirsin ? Kendimizi bilemedikçe,anlamadıkça,ortaya koymadıkça yaşayan ölüleriz.

Gerçekten ne istediğini bul ve onun için yürümeye devam et.Seni farklı kılacak olan,seni sen yapacak olan tek şeyi sen biliyorsun sen taşıyorsun.İçindeki ses, senin neden bu dünyada olduğunu,nereye gitmen gerektiğini sana sürekli fısıldıyor.Sen onu örttükçe,susturdukça kayboluyorsun,kayboluyoruz..Hepimiz birbirimize bağlıyız.Her şey bir ve tek.Sen kaybolursan,her şey kaybolur.Puzzle sensiz eksik kalır.



Maddenin Hal Değişiminin İnsana Etkisi




Günümüzde biraz çevresine bakan insan, şu tespiti çok rahatlıkla yapabilir. Sürekli değişiyoruz hatta hayvanlaşıyoruz, tam manasıyla inandıklarımızı, bize öğretilen doğruları hepimiz unutmuş durumdayız. Hoşgörü yardımlaşma vb… kim bizi bu hale getirdi?
Ahmet mi, Mehmet mi, Tayyip mi bilemiyorum; fakat bildiğim bir şey var o da “hepimizin her geçen gün daha fazla hayvanlaştığı duyarsızlaştığı.”

****
Neymiş efendim metro istasyonunda öpüşünce allahsız oluyormuşsun? Diyelim ki kabul ettik metro istasyonunda öpüşenlerin hepsi ahlaksız; o zaman sorurum sana  aynı metro istasyonunda fiziksel veya psikolojik şiddet uygulayan insanlara niye müdahale etmiyorsun senin ahlak anlayışını …….. (noktalı yerleri istediğiniz gibi doldurabilirsiniz)


****
Biliyoruz ki; buza ısı vererek suya, suya da ısı vererek gaz haline dönüştürülebildiğini gazda yoğunlaşırsa tekrardan su olur.
Hayvanlaşmadan önce hepimizin su olduğunu düşünürsek. Bizim bu halle gelmemize katkıda bulanan ama Mehmet, ama Ali, ama Recep bilemiyorum; ama bunlardan yoğunlaşarak kurtulmamız ve tekrardan özümüz olan suya dönmemiz gerektiğini çok iyi biliyorum…





Kaybetmekten Korkma


Kaybetmekten korkma! Kaybetmek de kazanmak da geçici... O yüzden kazandıklarına da fazla takılma... Bugün kazanmanın çoşkusunu yaşarken, bir gün kaybedeceğinin farkında ol... Bazen kazanır,bazen kaybeder,yaşar gideriz... Her şey gelip geçici... Yeter ki yüreğinde kaybetme,yeter ki zihninde kabullenme sürekli kaybeden olacağını..

Yaşam verilir alınamaz..En fazla neyi verebilirim diye bak neyi alabilirim diye değil..Yaşamda kendin olarak ödeyeceğin hiç bir bedel,kopya bir hayatı yaşarken ödeyeceğin bedelden daha ağır olmayacak..Zor olan olmak istediğimiz değil, olduğumuz olabilmek..Kendimizden başka her şey olmaya çalışıp, kendimiz olmaktan kaçıyoruz şu hayatta..Özümüze dönmek dileğiyle...


"Ve Külkedisi kaçarken, papucu ayağından fırladı.
Ertesi gün Prens ayağı bu papuca sığacak genç kızı aramaya koyuldu.
Ülkenin tüm kızları , Prens tarafından beğenilmek için, ayaklarını daha ufak
hale nasıl getireceklerinin çabasına giriştiler."
"İşte o gün bu gündür kadınlar, ayaklarını, erkekler tarafından belirlenmiş kalıplara
sıkıştırmaya çalışır, böyle yaparak erkeğin "Prensesi" olacağını düşler dururlar.
Zaman geçtikce topallamasının , kendini depresif hissetmesinin sebeplerini sürekli kendi eksikliklerinde arayarak.. ve papucun ne denli geçerli olduğunu hiç düşünmeden.."
"Erkekler ise ellerindeki "ayakkabıya" (veya düşlerindeki kalıba) "ayağını" (kendini) sıkıştıracak kadını arar; "ayağı sıkışmış" bir kadının ne denli gerçek, ne kadar huzurlu, mutlu olup, mutlu edebileceğini düşünmeden...

Ve birlikte yalınayak yaşayabilmenin özgür keyfinden habersizce..."


                                                                          Leyla Navaro ( İki Boy Ufak Pabuç )



Atatürk'ün son fotoğrafları!

Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi (ATAM), 19 Mayıs Atatürk'ü Anma Gençlik ve Spor Bayramı dolayısıyla Mustafa Kemal Atatürk'ün çok özel fotoğraflarını arşivden çıkardı. İşte Atatürk'ün daha önce görmediğiniz en son fotoğrafları...










































ZuhuraT: -19 Mayıs, Ata'nın isteği üzerine "Gençlik ve Spor Bayramı" olarak kutlanıyor ve kutlanacak…
Sen kimsin ki bunu iptal edeceksin?

-DEVLET!!
-DEVLET??

DEVLETİN GÖREVLERİ?
1-Güvenlik(?)
2-Sağlık(?)
3-Adalet(?)
4-Eğitim(?)

.…!



Today is painful, today is rebellion!
2 days ago bombs are exploded in every part of my country. The government was in wedding ceremony.
They couldn’t dance well, watched them. I guess they said “They will forget the explosion, there is a derby match.”
We all really forgot.(Even any animal don’t have capacity to make this insult.) Anyway we watched the match.
After the match ended a fan was stabbed by two of the other team’s fan who are son of bitch.
You, son of bitch I can understand your fighting but what is stabbing? Can’t you handle it ?
Today, more than 90 percent of the audience does not care about people who died in match…

Here is my actual question. Yesterday was “Mother’s Day” man! Fuck you.

How can you handle the curse of that mother ?translation:HVEZDA
author:Bidkkaya

Experiences…



Sometimes you feel that while being closer to the people you become more far away from them. At that you are so close to them that you can’t realize how far you away from them maybe. Actually you cannot label them. When it goes marvellous, everything may become bad. Because everyone is careful with the ones who have wounded in past and do not deserve nothing, twice. You keep asking “What is my fault? What did I do?”. But that is not your fault. It ıs because the experiences… Actually you suffer for the pains of past you don’t know. You give the account of the person you even don’t know. Is it true for you to live them? That part is unknown. Everyone once burnt twice shy. But you are feeling shy in vain. Go reckon with fire. Or don’t shy.
translation
:
HVEZD
Aauthor: Afitab

...!

  

         Bugün günlerden acı ,bugün günlerden isyan!!!

         2 gün önce yurdumun bir köşesinde bombalar patladı. Hükümet düğündeydi.

          İyi oynayamadılar ben izledim, herhalde "derbi var unuturlar!" demişlerdir.

          Harbiden de unuttuk (yaptığımızı it yapmaz) Neyse maçı izledik.

          Maç çıkışında bir taraftar diğer takımın taraftarı olan iki şerefsiz tarafından bıçaklandı.

          Ulan şerefsiz kavga etmek neyse bıçaklamak ne lan!? Götün yemedi mi?

          Bugün ise, maçı izleyenlerin yüzde 90'nın umrunda değil ölen kişi...

          Asıl soruma geliyorum.Dün "Anneler Günüydü" lan !kanını siktiklerim.

          O ANANIN LANETİNİ NASIL KALDIRACAKSINIZ?!!



-GREENPEACE-



Two weeks when a friend of mine was taking a look at to the want ads the advert titled “YOU CAN WORK FOR GREENPEACE PART-TIMELY” has caught his attention.

He complained “How can it be?  They say they don’t do this job not for commercial purposes but they put want ads. It is hard to understand them.”

Yes they put WANT AD.  As I know Greenpeace is a foundation based on voluntariness, but it seems as if this doesn’t work in Turkey.

When it is mentioned about Greenpeace I remember the green peace, love the green love the nature etc. but after I thought them if I remember the COOL university students trying to sell some kinds of journals for charity, it is really strange.

What are the main principles of Greenpeace ?

-A non-violent activity ??

It is hard to mention from this in our country…

-Respect to Mother Nature?

The respect that we ignore without exception at the every weekend of summer. We all show our respect with our garbage (even the members of Greenpeace). I am sure some of them will object this idea like “No, you are wrong. I don’t leave my garbage like this, actually I pay attention to collect the garbage. But you ignore your neighbours to throw away their garbage. “Of course they have clean their garbage by themselves!” and when sometimes you warn the ones who throws away garbage you take a “It is none of your business!” reply. As a respond to this answer, his garbage stays there and you don’t take it. Shortly all of we respect the nature.

-Being scientific?
Science in Turkey?

If I make the long story short, when it is said Greenpeace I remember the people who sell online journals then there is huge problem in the Greenpeace’s Turkey branch.
When I say I am against to Nuclear Power Plants, the fact that I come across that a university students saying everything is beneficial in this country that is against and another one’s finding Nuclear Power Plants and Thermoelectric Power Plants useful.( They have lots of benefits in short term.)

It ıs strange  people don’t know that Thermoelectric Power Plants pollute our water supplies with heavy chemicals and even cause to acid rains, and this acid rains damages to hectares forests. (There are lots of examples in Turkey in this topic)
Note to Greenpeace: At least give an education to him who sells the journal about the Greenpeace and nature to answer some questions…
Çeviri: HVEZDA   
TÜRKÇE

GREENPEACE




2 hafta önce bir arkadaşım iş ilanlarına göz gezdirirken GREENPEACE İÇİN PART-TIME ÇALIŞABİLİRSİNİZ başlıklı ilan ilgisini çekmiş...

Bu nasıl iştir ticari bir kaygımız yok diyorlar fakat iş ilanı veriyorlar anlamak güç...(şeklinde bir sitemde bulundu)
Evet İŞ İLANI veriyorlar. Benim bildiğim GREENPEACE gönüllülük esasına dayalı bir kurumdur demek ki işler Türkiyede gönüllülük esasıyla yürümüyor...

Greenpeace dendiğinde aklıma ilk gelen yeşil, barış, yeşili sev, doğayı sev vs vs...;fakat bu çağrışımdan 2 3 saniye sonra dergi satmaya çalışan üniversite öğrencilerinin gelmesi çok daha da ilginç....

Greenpeace’ni temel ilkeleri nelerdir
-Şiddet içermeyen bir eylem ???
Bizim ülkemizde uygulanması biraz zor...
-Tabiat anaya saygı ???
Yazın hafta sonları istisnasız hepimizin, göz yumduğu bir saygı. Çöplerimizle birlikte o saygıyı hepimiz(Greenpeace üyeleri dahil) çok iyi gösteriyoruz; aranızda eminim itiraz edenlerde olacaktır
Hayır, yanılıyorsun! Ben kesinlikle çöplerimi bırakmıyorum.... Ona bakılırsa ben de çöplerimi toplamaya özen gösteriyorum....
Ama çevrendekinin çöp atmasına göz yumuyorsan “kendi çöpünü de bi zahmet kendileri toplasın”.
Bazen de o çöp atanları uyarıyorsun çoğunlukla cevap “sana ne!” oluyor. Bu cevaba karşılık, onun çöpünü almıyorsun!

Her neyse kısaca hepimiz tabiata saygılıyız...
 -Bilimsellik ???
Türkiye’de bilim????...

Neyse lafı çok uzatmayayım Greenpeace dendiğinde benim, kafamda canlanan online dergi satan insanlar geliyorsa o halde greenpeacenin Türkiye ayağında çok büyük bir sorun vardır...

Ben nükleer santrallere karşıyım dediğimde bana cevap olarak bir üniversite öğrencisinin bu ülkede karşı çıkılan her şeyin bu ülke için yararlıdır demesi.

Bir başkasının nükleer santral ve termik santralleri ülke için yararlı bulması!! (kısa vadede evet  yaralı fakat uzun vadede?)
Termik santrallerin sus kaynaklarımızı ağır metallerle kirletiyor olmasına hatta asit yağmurlarına neden olduğunun ve bu asit yağmurlarının hektarlarca ormanı yok ettiğini bilmemesi... Biraz ilginç!!

Greenpeace Not: Halkı bilinçlendirmenizi geçtim... En azından dergiyi satan kişiye Greenpeace ve çevre ile ilgili çoğu soruyu cevaplayacak eğitimi verin…

Yaşanmışlıklar...

Bazen insanlara yakınlaştıkça farkında olmadan uzaklaşırsın..Artık o kadar yakın olduğun için kaybettiğinin farkına varmazsın belki de . Konduramazsın aslında..Her şey çok güzel giderken bir an her şey başa dönebilir. Hatta başlangıç öncesine.. Çünkü herkes geçmişinde yara almış ve hak etmeyen insanlara iki kat tedbir gösteriyor.Benim suçum ne ? Ben ne yaptım ? der durusun. Ama sorun sende değildir . Yaşanmışlıklarda..Hiç bilmediğin geçmişin acısını sen çekiyorsun aslında.Hiç haberinin olmadığı insanın yaşattıklarının hesabını veriyorsun.Bunları yaşamak ne kadar doğru ? Orası meçhul..Herkesin hayatta bir kere sütten ağzı yanar ve ardından bilinen gibi yoğurt üflenir..Ama sen yanlış yoğurdu üflüyorsun dostum..Git hesabını sütle gör ! Ya da yoğurda yeni bir şans ver sütten geldiğini unutarak..