Translate

ZuhuraT(Bu Blogda Ara)

Alpy -3-

 
            Alpy bu işi kafasına koymuştu. Kesin öldürecekti profesörü, peki nasıl yapacaktı? İlk önce
içindeki canavara söz mü geçirmesi gerekiyordu? Hayatını düzen mi getirmeliydi? Çok fazla
sorumluluğu olduğunu fak etmişti o an sanki. Her şeyi boş verdi. İlk hedef olarak profesörü öldürüp yeni ve tek arkadaşı olan David'e iyilik yapmış olacaktı.

            Gece olduğunda profesör odasında oturmuş viskisinden yudumluyordu. Birden kapı sesine benzer bir ses duydu. Binada yalnız olduğuna emindi. O kadar emindi ki purosunu kapısı açık bir şekilde rahatlıkla içiyordu. Dışarı çıkıp bir göz  atmak istedi. Bütün binayı turladı bir şey bulamadı. Gelip masasına oturduğunda viskisinden bir yudum aldı. Almasıyla püskürtmesi bir olmuştu. Dilimde garip bir uyuşma hissetti. Çekmecede ki aynayı alıp diline bakacaktı ki çenesinden süzülen kanları fark etti. Dilinin yarısı yok olmuştu. Şaşkınlıkla kendini odasının önüne zorla attı ve bir kez daha şaşırarak karşısında tanımadığı birini gördü, Alpy. Profesör şoktaydı ve kendine sadece viskisinin son yudumunu yutup yutmadığını soruyordu.

           Alpy yavaşça eğilerek sordu:

          - Sence de David çok zeki birisi değil mi?

          - ...

          - Neredeyse senin kadar... Biliyor musun asit ile uyuşturucuyu ne kadar karıştırmam konusunda istemeden benimle tartıştı. Yani çenen erirken hissetmemende onunda payı var.

          -...
      
           Profesör şaşkın gözlerle Alpy'e bakıyordu. Alpy ise işini canavara teslim etmeden önce son sözlerini söyledi:

          - Neyse çok fazla konuşuyorsun ve neredeyse tamamı boş sözler.

          -...

          - Son bir sorum olacak .Cesedini ailene göndereyim mi? Kafanı sallaman yeterli.

           Alpy bu soruyu sormuştu fakat tabii ki sadece bir oyundu bu asla adamın isteğini yerine getirmeyecekti. Profesör başını "hayır" anlamında salladı. Ardından Alpy sustu .Artık canavar işi ele almıştı .Profesörü bacağından tutarak laboratuvara sürükledi. Viskiye koyduğu asidin şişesini gösterdi. Profesörün sadece çene kemiği kalmıştı, Alpy küçük bir çizikle nefes borusunu açıp bir tüp yerleştirdi. Ardından küçük bir kerpeten ile dişlerini ve ardından çene kemiğini söktü.

          Bu sefer zevk alamıyordu sanki ayrı bir şey vardı. Sanki bu adamı öldürürken bile kirleniyormuş gibi geliyordu ona. Uğraşmak istemiyordu artık ama adamın hemen ölmesini de istemiyordu. Profesörün soluk borusunda ki tüpü çekti ve odadan çıktı. O gece profesörün viskisini odasında keyifle içti . Son kısmını da David'e götürdü.

         11 Mayıs 1987

         Sabah uyandığında okula gitti, herkes ölümü konuşuyordu. Oysa onun hiç umurunda değil gibiydi. Mr. Z'nin dersi için gelmişti. O anda Mr. Z derse girdi ve:

        - Evet genç dostlarım ödevler gelsin.

         Mr. Z kağıtlara hızla göz gezdirdi. Bu arada yorum yapmayı da ihmal etmiyordu.

       - Saçma!

       - Yok artık!

       - Komik!

       - ...

       - Yakın, yakın ama tam istenilen değil.

         Bitirdikten sonra sınıfa döndü.

       - Arkadaşlar uyanın! Hiç biriniz doğru cevabı veremedi.

        Dekan olacağını düşünen öğrenci sordu:

       - Peki cevap neydi Mr. Z?

       - Basit benim dekan dostum. Sen veya biz daha iyisini yapmadığımız için kullanıyoruz! Yanin senin o güzel beynine gitmesi gereken kan başka bir yerlerine gittiği için insanlık yerinde sayıyor.

        Sınıfa yüksek bir sesle :

        -UYANIN artık UYANIN!


                                                                                                           11 01 2014