Translate

ZuhuraT(Bu Blogda Ara)

İdam Mahkumlarının Ölmeden Önce İstediği 14 Sıradışı Yemek

ABD'de idam mahkumlarına son yemeklerini seçme hakkı verilmesi adetini ilginç bulan İngiliz sanatçı James Reynolds, mahkumların ölmeden önce yemek için yaptıkları sıra dışı tercihleri turuncu cezaevi tepsileri üzerinde yeniden canlandırdı.





















kaynak:-onedio.com-

Sigara deyip geçme !

Her gidenin ardından bir takım alışkanlıklar başlar.. Herkes sığınacak bir şeyler arar kendine . Hatta bulur kendince . Kimi daha fazla müzik dinler, şarkılarda arar anılarını. Kimi içkiye verir kendini , unutmak ister kısa sürelide olsa yaşananları . . Sigaranın hikayesini bilenler de sigaya verir kendini ardı ardına yakmak ister yaşanmışlıkları, dumanın ardından her ne kadar onun gözlerini görmek istesede . Sigara deyip küçük görmemek lazım . Kim bilir her yanışta kimlerin anılarını küllendirmeye çalışıyor . Ateşle sigara nın aşkını bilir misiniz ? Herkes kendini ona benzetir işte ondan sigaraya sığınmalar .. İkisi de birbiri olmadan hiçbir işe yaramaz. Ne sigarayı yakabilirsin ateşsiz, ne de ateş bir işe yarar sigara olmadan . Kavuşurlar sonunda , birileri elbet yanaştırır onları .. Sıcacık olurlar , dokunanın canını yakarlar .. Belki birlikte çok mutludurlar fakat elbet kül olacaklardır. İkisi de bir biri için yanarken aslında birbirlerini bitirecekler .. Her ilişki birazda böyledir. Birbirleri için mücadele ederler belki ama bir araya gelince birbirlerini bitirmekten başka bir işe yaramaz kavuşmaları . . Bundandır ki sigaraya sığınış . . Anıları yakıp kül etmek için içenler unutmamalı ki; onu kül etmen için her seferinde içine çekmen gerekir . Sonra ciğerin yana yana unutursun anılarını . . . 

-_-



          "İyi yazarım" diyemem,yalan olur.Ben sadece iç sesimi yazarım.(Sikerim küçük sinekleri)

           Gecenin bir buçuğunda beynimde kapanmayan şartelleri de sikerim.

           Böyle bir günde dolabımda olmayan rakıyı da sikerim.

           Anlayamadığım matematikten yapılacak sınavı da sikerim.

           Ayrı veya bitişik yazılan "-de" yi de sikerim.

          "Geleceği sen değiştireceksin.UYUMA" diyen mantığı da sikerim.

          Kişisel geişim kitaplarının yalanlarını da sikerim.

          Psikolojik romanların kurduğu hayal dünyasını da sikerim.


                                                                                                               07.11.2013

Uyuyamazsın,Oynarsın..



          Dünya çamurlu suydu ve biz içine ilk atlayanlardan olmak istedik. Fakat arkamızda hep birileri: "Çamurla oynama!" dedi.Oysa ki çamurdan gelmemiş miydik?

           Hayat seni hep yönlendirir. İyisi,kötüsü,düzgünü,bozuğu...Binlerce yoldan birine illa yönlendirir.Ve sen iyimser bir tavırla "Hayırlısı buymuş!" dersin.Saçma, kendini sürekli avutmak, hep saçma.
 
          Aslında oynadığın çamurlu su seninle oynamaktadır ve sen bunun farkına -sanırım- ölürken varabilirsin.Ne acı...

          Sadece varsayımların vardır bu konuda. Tam olarak bilemezsin. Çünkü sadce bir kere ölürsün başka bir deyişle "Bir kere oynayabilirsin."

                                                                                                         07.11.2013

O. ÇOCUĞU


Çocuğun aslında bir günahı yoktur. Annesinin seçimlerinin kurbanındır çocuk…
Bir de mecazi anlamda orospu çocuğu var, her haltı yapar kendi çıkarlar için bu türden orospu çocuğu günümüzde çoktur. Yüzlerindeki masumiyetlere aldanma onlar kendini iyi gizler  ancak onları tanıdıkça anlarsın başka da çaresi yoktur. 
Orospu çocuklarına selam olsun hepinizin orospu hayallerinizin kurbanı olan o çocukların ruhları şah ad olsun.

İki Kurbağanın Hikayesi

Bir gün iki kurbağa, bir süt küpünün içine düşmüşler. Kurtulmak için sıçramışlar, atlamışlar ama nafile; bir türlü küpten dışarı çıkamıyormuşlar
Yorulana kadar giriştikleri denemelerin sonucunda başka bir gerçeği daha anlamışlar: Küp, zıplayıp çıkmalarına imkân vermeyecek kadar yüksekmiş Kurbağalardan biri ümitsizlik içinde haykırmış
Mahvolduk!.. Buradan çıkmamız mümkün değil! Bu küpün içinde ölüp gideceğiz.
O kadar kolay pes etme bakalım diye karşılık vermiş diğer kurbağa.. Çıkmadık candan ümit kesilmez Kim bilir, hiç ummadığımız bir anda imdadımıza yardımsever bir el yetişir belki de...
Karamsar kurbağa acı bir kahkaha attıktan sonra şöyle demiş:
Benim kurbağa Polyannam!.. Neler sayıklıyorsun sen Bari böylesi bir haldeyken hayal görmekten vazgeç.
Ben hayal filan görmüyorum. Nasıl bilmiyorum, ama buradan kurtulacakmışız gibi bir his var içimde. Kendini koyuverme sakın!
Ne yazık ki, karamsar kurbağanın ümitsizliği her geçen dakika daha çok artmış ve ümitsizliği arttıkça, bacaklarındaki güç ve kuvvet de azaldıkça azalmış Ve en sonunda mücadeleyi bırakıp sütte yüzmekten vazgeçmiş. Bir-iki dakika sonra da son nefesini vermiş
Mücadele eden kurbağa ise arkadaşının bu kadar kolay vazgeçip ölmesine çok üzülmüş, fakat ümidini hiç yitirmemiş. Bir taraftan da sebebini bilmeden sütün içinde var gücüyle çırpınmış... Karanlıkta, yapayalnız, çaresiz, ama hiç ümitsizliğe düşmeden çırpınmış, çırpınmış,çırpınmış Bu hal dakikalarca devam etmiş. Bir ara çırpınırken ayaklarına bir şey çarpmış. Dönüp baktığında çırpındığı sütün tereyağına dönüştüğünü görmüş. Gözleri sevinçle parlamış, çünkü bu onun kurtuluş vesilesi olabilirmiş!
Azalmaya yüz tutan gücü, ummadığı kadar artmış. Bu defa niçin yaptığını bilerek, bacaklarını yine çırpıp durmuş. Bir saat kadar sonra küpteki tereyağı o kadar büyümüş ki, onun üstüne basıp zıpladığı gibi küpün dışına atmış kendini ve direnişi sayesinde mücadeleyi kazanmış

Vücudun en erotik bölgesi sizce neresi?

 Araştırmaya katılan kadın ve erkeklere "Vücuttaki 41 bölgeden en çok hangisini erotik buluyorsunuz?" sorusunu yöneltti....

İşte kadın vücudunda en erotik bulunan bölgeler... (10 üzerinden puanlandı)
Dudak ve ağız: 7.9
Çıplak omuzlar ve boyun: 7.5
Göğüsler: 7.3
Popo: 4.5
Kalçalar: 3.5
Ayaklar: 1

Erkek vücudunda en erotik bulunan bölgeler... (10 üzerinden puanlandı)
Dudaklar ve ağız: 7
Baldır: 5.8
Çıplak omuzlar ve boyun:5.6
Göğüsler:4,8
Bel ve kalça bölgesi: 2.8
Kol: 1

Kaynak:Milliyet

2013-2014 Şampiyonlar Ligi Grupları


Şampiyonlar Ligi Grupları (2013-2014 Sezonu)


A GRUBU
Manchester United
Shakhtar Donetsk
Bayer Leverkusen
Real Sociedad

B GRUBU
Real Madrid 
Juventus
Galatasaray
FC København

C GRUBU
Benfica
Paris Saint-Germain
Olympiakos Piraeus
Anderlecht

D GRUBU
Bayern Münih
CSKA Moskova
Manchester City
Viktoria Plzen

E GRUBU
Chelsea
Schalke 04
FC Basel
Steaua Bucuresti

F GRUBU
Arsenal
Olympique Marsilya
Borussia Dortmund
Napoli

G GRUBU
FC Porto
Atlético Madrid
Zenit St. Petersburg
Austria Wien

H GRUBU
FC Barcelona
AC Milan
Ajax
Celtic

Ölümün Eşiğinden Dönen Kişilerin 'Tünelin Ucunda' Gördüğü Beyaz Işığın Sırrı Çözüldü


Bilim insanları, ölümün eşiğinden dönen kişilerin 'tünelin ucunda' gördüğü beyaz ışığın sırrını çözmüş olabileceklerini söylüyor.

Ölümden dönen kişiler, parlak beyaz ışıklar gördüklerinden, ruhlarının bedenlerini terk ettiğini hissettiklerinden ve hayatlarının film şeridi gibi gözlerinin önünden geçtiğinden söz ediyor. Şimdiye kadar insanlarla yapılan çalışmalar bu anlatımlara pek açıklık getiremedi.

Michigan Üniversitesi araştırmacıları, laboratuvar ortamında fareler üzerinde yaptıkları deneylerde beyin dalgalarında ölüm anında önemli oranda artış olduğunu belirledi.

ABD'deki Michigan Üniversitesi'nde yapılan araştırmada, ölmek üzere olan farelerin beyin dalgalarında yüksek seviyede aktivite gözlendi. Araştırmacılar bu dalgaların insan beyninde algılama düzeyinin artmasına neden olabileceğini düşünüyor.

Deney sırasında laboratuvar ortamında kalp krizi geçirmesi sağlanan farelerin beyin aktiviteleri EEG ile gözlemlendi.

EEG'de kalbin durmasından sonraki 30 saniyelik sürede yüksek frekanslı beyin dalgalarında büyük bir artış kaydedildi. Bu dalgalar, beynin farklı bölgelerinden gelen bilgiler arasında bağlantı kurmaya çalışırken bilinç düzeyinin artmasına yardımcı olan nöronal özellikle ilişkili. Elektrik dalgalar, yaşarken ve uyanıkken yaşanandan çok daha yüksek seviyelere çıkıyor. Borjigin, beyindeki aktivitenin ve bilinç düzeyinin önemli oranda artmasının ölümden dönen insanlar tarafından betimlenen parlak beyaz ışıklar, tüm yaşamlarının film şeridi gibi gözlerinin önünden akması, kendilerini bedenlerinin dışında hissetmeleri gibi deneyimlere neden olabileceğini  söyledi.

Beyindeki nöronların ölüm sırasında aşırı derecede hareketlilik kazandığına işaret eden Borjigin, "Bu araştırma, bize ölümden dönenlerin anlattığı deneyimleri açıklayabilmek için bir tür çerçeve sağlayacak. Ölümden dönen bazı insanlar, son derece parlak beyaz bir ışık gördüklerini ileri sürüyor. Bu kişilerin görsel korteksi, aşırı derece uyarılmış olabilir. Ölen farelerin görsel korteksinin hemen üzerindeki beyin bölgelerinde gama dalgalarında büyük bir artış gördük. Düşük frekanslı dalgalar ile gama dalgaları arasında gözlemlediğimiz eşleşmelerin, görsel farkındalığın ve duyarlılığın artmasına neden olduğunu sanıyoruz" dedi.

Michigan Üniversitesi, ölümden dönen kişilerin anlattıklarının sırrını çözebilmek için ölmek üzere olan dokuz sıçanı izledi. Hayvanların kalbinin durmasından sonraki 30 saniye içinde gama salınımları olarak bilinen yüksek frekanslı beyin dalgalarında ani bir yükselme tespit edildi.

Dr. Borjigin insanlarda da benzer bir durum yaşanmasının olmasının mantıklı olduğunu, beyinde faaliyetlerin yoğunlaşması ve algılama seviyesinin artmasının, ölüm anı deneyimlerini açıklayabileceğini söyledi ve ekledi:"İnsanların ışık görmeleri, beynin görme merkezinin yüksek seviyede uyarılmasından kaynaklanabilir."

Kaynak:Milliyet


İş Görüşmesinde Sorulabilecek En Zor 10 Soru

Amerika'da yayınlanan Busssiness İnsider dergisi çeşitli şirketlerin işe alacakları elemanlara sordukları sorular içinden en zorlarını derlemiş...

Bakın neler soruyorlar?

Size bir kutu kurşun kalem verilse, bunları, geleneksel kullanımı dışında 10 ayrı biçimde nasıl kullanırsınız? (Google, yönetici asistanı ararken sormuş.)

Bir asansörü nasıl test edersiniz? (Microsoft, yazılım geliştirme mühendisi ararken sormuş.)

Eğer Mars’tan gelmiş olsaydınız problemleri nasıl çözerdiniz? (Amazon, İnsan Kaynakları’na yönetici ararken sormuş.)

Hayatta yapmış olmaktan ötürü özellikle gurur duyduğun bir şeyi söyle? (Apple, yazılım mühendisi ararken sormuş.)

Bir trafik işareti olsaydın ne olurdun? (Pasific Sunwear, satış yardımcısı ararken sormuş.)

Bir uçakta sonsuz sayıda siyah ve beyaz nokta var. Siyah ve beyaz noktalar arasındaki mesafenin 1 birim olduğunu kanıtla. (Goldman Sachs teknoloji analisti ararken sormuş.)

Rus gansterler seni kaçırıyor ve altı mermi alan bir revolvere iki mermiyi arka arkaya yerleştiriyor, sonra da revolveri çevirip kafana doğru tetiği çekiyor. Klik. Hala hayattasın. Sonra sana soruyor: Yeniden çevirmemi mi istersin, yoksa sadece tetiği mi çekeyim? Hangi durumda silahın ateş alma ihtimali kaçtır, hesapla. (Facebook internet pazar analisti ararken sormuş.)

Bir fıkra anlat. (JP Morgan Chase finansal analist ararken sormuş.)

Seni neden işe almayayım? (Twitter insan kaynaklarına eleman ararken sormuş.)

Cüce öldüren dev, on cüceyi en kısadan en uzuna doğru sıralamış. Cüceler kendilerinden daha kısa olanları görebiliyor ama uzun olanları göremiyor. Dev, cücelerin kafasına rastgele biçimde siyah ya da beyaz şapkalar takıyor. Cüceler kendi kafalarındaki şapkanın rengini bilmiyor. Dev, en uzun cüceden başlayarak şapkasının rengini soruyor ve eğer bilemezse onu öldürüyor. Cüceler verilen cevabı duyuyor ama cücenin ölüp ölmediğini bilmiyor. Cüceler şapkalar dağıtılmadan önce kendi aralarında toplantı yapıyorlar. En az sayıda cücenin ölmesi için nasıl bir strateji izlenmeli? Ve bu stratejiyle kurtarılabilecek minimum cüce sayısı nedir? (Bit Torrent’e otomasyon mühendisi alınırken sorulan soru.)

Kaynak:milliyet

Bursa Nutku

Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, “Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır” demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır. Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, “Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir” diye düşünecek; ama hiçbir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, “demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek” Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haklı ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, “Ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.” İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!
Mustafa Kemal Atatürk

Başarısızlığımızın başarısı !

Ne istediğimizi bilmiyoruz şu hayatta. Yaşamımız boyunca bir çok başarılar ve başarısızlıklar kazanıyoruz . Başarıyı hak ettiğimiz gibi başarısızlığıda hak ediyoruz. Hak etmek deyince iyi bir şeyler canlanıyor gözümüzde . Belki başarısızlığımızda iyi bir şeydir. Başta hüsran belki ancak bilemezsin.Hayatta bazı şeyleri öğrenmemiz için kaybetmemiz gerekir ya, bu da öyle işte. Senden bir şey götürmüştür ama sana çok şey katmıştır..Bunu görmek zamanımızı alır.

Hayatta yaşadığımız her şeyin bir sebebi vardır. Başın ağrıdığı için ilaç içersin ..Bunun kadar basittir aslında yaşananlar . Biz mi büyük düşünüyoruz ? Hal bu ki büyük düşünen insanlar değilizdir..Gözümüzde büyütüyor olabiliriz.. Yaşadığımız başarısızlıkların da bir sebebi vardır..Başarıları büyük gönüllülükle sahiplenirken , başarısızlıkların suçu nedir ?Onlar sahipsiz mi ? Biz yapmadık mı ? Belki istemedik  ama biz yaptık ..

Başarısızlıklarımıza kılıf uydurmayı ailelerimizden öğreniyoruz..Kimse kabullenemiyor çünkü kaybeden olduğunu hep bir neden var. Ne mükemmel insanlarız öyle ..Başarılar bizim eserimiz diğerleri hep bir aksilik ! İyi bir başarı elde edersen ailen övünür , sahiplenir adeta...Ama başarısızlıkların da yalnızsındır. Başarısızlığın ve sen baş başasındır.. Sen onu atamazsın çünkü oda senden bir şey.Unutma ki sen olduğun için var..

Siz farklı olun ve kucak açın başarısızlıklarınıza.. Sahiplenin zamanla sevilecek , seveceksiniz..Zamanla canınızı acıtmayacak belki de. O sahibinin bunun farkında olduğunu bilecek ve sana çok şey katacak . Onu sahiplendiğin zaman diğerlerine yer vermezsin. O sana o kadar şey katacak ki yetecek her şey için.. Bu güne kadar kabullenmeyip isyan ettiğin için şimdi kendine isyan edeceksin. Her şeyi olduğu gibi kabul etmeliyiz , olmasını istediğimiz gibi değil. Hayatın bir yap-boz ve başarısızlıklarını kabul etmezsen puzzle eksik kalır . O eksik olursa hayatın eksik olur yani kısaca sen eksik olursun . Her şeyi kabullenerek hayatı sevmeniz dileğiyle...

2013 Dini Günler ve Resmi Tatil Günleri


DİNİ GÜNLER (H. 1434-1435)




    MİLADİ TARİH
    GÜN
    DİNİ GÜNLER
    23-24 OCAK
    ÇARŞAMBA-PERŞEMBE
    MEVLİD KANDİLİ
    11 MAYIS
    CUMARTESİ
    ÜÇAYLARIN BAŞLANGICI
    16-17 MAYIS
    PERŞEMBE-CUMA
    REGAİP KANDİLİ
    5-6 HAZİRAN
    ÇARŞAMBA-PERŞEMBE
    MİRAC KANDİLİ
    23-24 HAZİRAN
    PAZAR-PAZARTESİ
    BERAAT KANDİLİ
    9 TEMMUZ
    SALI
    RAMAZAN'IN BAŞLANGICI
    3-4 AĞUSTOS
    CUMARTESİ-PAZAR
    KADİR GECESİ
    7 AĞUSTOS
    ÇARŞAMBA
    AREFE
    8 AĞUSTOS
    PERŞEMBE
    RAMAZAN BAYRAMI (1. GÜN)
    9 AĞUSTOS
    CUMA
    RAMAZAN BAYRAMI (2. GÜN)
    10 AĞUSTOS
    CUMARTESİ
    RAMAZAN BAYRAMI (3. GÜN)
    14 EKİM
    PAZARTESİ
    AREFE
    15 EKİM
    SALI
    KURBAN BAYRAMI (1. GÜN)
    16 EKİM
    ÇARŞAMBA
    KURBAN BAYRAMI (2. GÜN)
    17 EKİM
    PERŞEMBE
    KURBAN BAYRAMI (3. GÜN)
    18 EKİM
    CUMA
    KURBAN BAYRAMI (4. GÜN)
    4 KASIM
    PAZARTESİ
    HİCRİ YILBAŞI (1435)
    13 KASIM
    ÇARŞAMBA
    AŞURE GÜNÜ




RESMİ TATİL GÜNLERİ (2013)
MİLADİ TARİH
 GÜN
    TATİL GÜNLERİ
01 OCAK
SALI
YILBAŞI
23 NİSAN
SALI
ULUSAL EGEMENLİK VE ÇOCUK BAYRAMI
01 MAYIS
ÇARŞAMBA
EMEK VE DAYANIŞMA GÜNÜ
19 MAYIS
PAZAR
ATATÜRK'Ü ANMA GENÇLİK VE SPOR
7 AĞUSTOS
ÇARŞAMBA
RAMAZAN BAYRAMI AREFESİ
8 AĞUSTOS
PERŞEMBE
RAMAZAN BAYRAMI (1. GÜN)
9 AĞUSTOS
CUMA
RAMAZAN BAYRAMI (2. GÜN)
10 AĞUSTOS
CUMARTESİ
RAMAZAN BAYRAMI (3. GÜN)
30 AĞUSTOS
CUMA
ZAFER BAYRAMI
14 EKİM
PAZARTESİ
KURBAN BAYRAMI AREFESİ
15 EKİM
SALI
KURBAN BAYRAMI (1. GÜN)
16 EKİM
ÇARŞAMBA
KURBAN BAYRAMI (2. GÜN)
17 EKİM
PERŞEMBE
KURBAN BAYRAMI (3. GÜN)
18 EKİM
CUMA
KURBAN BAYRAMI (4. GÜN)
29 EKİM
SALI
CUMHURİYET BAYRAMI


Sercan Yıldırım'ın Özel Hayatı

Bir dönem Manchester United'ın efsane menajeri Alex Ferguson'un transfer listesinde yer alan Sercan bugünlere nasıl geldi? İşte 23 yaşındaki Sercan Yıldırım'ın fırtınalı hayatı...
Sercan Yıldırım, futbola 7 yaşında Bursaspor alt yapısında başladı. Temmuz 2006'da Londra'daki Pepsi Cup Turnuvası'nda 'en değerli oyuncu' seçilmesi, kariyerinde dönüm noktası olabilirdi. Ancak Manchester United'ın iki kez yaptığı 5 yıllık sözleşme teklifi yeşil-beyazlılar tarafından geri çevrildi.
Dönemin kulüp başkanı Levent Kızıl, ManU'nun ardından Monaco'nun 500 bin euroluk teklifini reddetti.
2008-2009 sezonuna fırtına gibi giren 1990 doğumlu golcü için PSV Eindhoven'ın talebi İbrahim Yazıcı'dan olumlu karşılık bulmadı. 2008 yılının son ayı ise Fenerbahçe'nin Sercan ısrarıyla geçildi.
Sercan-Fenerbahçe bilmecesiyle ilgili sorulara "O'nu isteyen 10 takım var" yanıtını veren Yazıcı, "Ama biz vermiyoruz" cümlesiyle söylentilere son noktayı koyuyordu.
Bu arada Arsenal'den gelen kulüp yetkilileri, Bursaspor-Trabzonspor maçında Sercan'ı izlemek için tribündeki yerlerini alıyordu.
2009-2010'un yaz transfer döneminde önce Fenerbahçe'ye izin çıkmadı, ardından Beşiktaş ve Galatasaray'ın tekliflerine karşı Bursa temsilcisinin tavrı değişmedi.
Oysa Sercan özneli transfer haberleri, her geçen gün Türk basınında biraz daha fazla yer bulmaya devam etti.
Öyle ki sırasıyla Liverpool, Manchester City, Tottenham ve Hamburg'un devrede olduğu yazıldı. Ancak paylaşılamayan oyuncu, sözleşmesini önce bir, ardından 5 yıl uzattı.
Diğer yanda ezeli rakipler Galatasaray ve Fenerbahçe'nin transfer yarışı, "Sercan hangi takımı tutuyor?" tartışmasını beraberinde getirdi.
Beşiktaş'ın 5 milyon euro+Zapatocny önerisi kabul görmezken, oyuncunun adının anıldığı Avrupa kulübü bir anda Atletico Madrid oldu.
Ocak 2010'da Beşiktaş bir kez daha Yazıcı'dan olumsuz yanıt aldı. Galatasaray'da Haldun Üstünel de 12 milyon euro bonservis talebi karşısında geri adım atmak zorunda kaldı.
Genç yaşında şöhret basamaklarını tırmanan Sercan, 2010 yılında Türkiye'nin 'Paris Hilton'u olarak bilinen Helin Avşar ile gündeme geldi.
Helin Avşar'dan çabuk ayrılan Sercan, Temmuz 2010'da Rus manken Yana'yla Bursa'da bir alışveriş merkezinde görüntülendi.
Sercan Yıldırım'ın, ünlü dizi oyuncusu Ceyda Ateş ile de aşk yaşadığı iddia edildi.
Transfer haberlerinin yerini özel hayat ve vukuatlar aldı. Aynı zamanda ilk 11'den kulübeye geçiş dönemi başladı. Mart ayında Lokomotif Moskova, 5.5 milyon euro teklif etti.
Rusya'da sağlık kontrolünden geçen golcü, yurt dışı bağlantılarını yapan menajerlik şirketinin itirazı sonrası imza atmadan geri döndü.
UEFA Avrupa Ligi Play-Off Turu ilk maçındaki Anderlecht yenilgisi sonrası sabrı taşan Bursaspor Yönetimi, futbolundan çok gece hayatıyla gündeme gelen Sercan için gelen teklifleri değerledirme kararı aldı.
Sercan Yıldırım Nisan 2011'deki 21. yaş gününde 21 şişe şampanya patlatmasıyla gündeme geldi.
Etrafı rakı kadehleriyle çevrili özel bir şapka takan Sercan Yıldırım, kadehten uzanan ince bir hortumla içkisini yudumladı. Bir yandan içip bir yandan da sevgilisi Pelin Sönmez'le romantik anlar yaşayan Sercan, parti sonunda ise sarhoştu! Çıkışta basına "Bıktım sizden, lanet olsun hepinize" diye bağıran futbolcu, tepki çekti.
Genç futbolcuya en büyük sürprizi, bir dönem aşk yaşadığı Ceyda Ateş yaptı. Eski sevgilisinin doğumgünü partisini duyunca soluğu Bursa'da alan oyuncu, habersizce parti mekanına girdi. Sercan Yıldırım ve Pelin Sönmez'i gözhapsine alan Ceyda Ateş, gerginlik yarattı. Genç oyuncu, bunun üzerine mekandan kibarca kovuldu.
Gece alemlerine dalması ve yeşil sahalardaki performansı düşen Sercan Yıldırım'dan kendisine kulüp bulması istendi.
Anderlecht maçı sonrasında Bursaspor'da kadro dışı bırakılan ve kendisine kulüp arayan Sercan Yıldırım, rakı masasında arkadaşlarıyla çektirdiği bir fotoğrafı Twitter'da hayranları ile paylaştı. Sercan fotoğrafa yorum olarak ise, 'En kötü günümüz böyle olsun' ifadesini kullandı.
5 Eylül 2011'de 3 milyon euro ve Musa Çağıran karşılığında Bursaspor'dan Galatasaray'a transfer oldu.
Bursaspor'da forma giydiği dönem gece hayatı ile gündemden düşmeyen Sercan Yıldırım, İstanbul'da da hız kesmedi. Bursaspor maçının ardından soluğu Gayrettepe'deki bir gece kulübünde alan Galatasaraylı futbolcular Sercan Yıldırım ve Emre Çolak, manken arkadaşlarıyla samimi şekilde eğlenirken görüntülendi. Sarı-kırmızılı futbolcuların mankenler Helin Nazlı ve Merve Şendil ile eğlencesine popçu Berkay da ortak oldu.
Galatasaray'da da bekleneni veremeyen Sercan Yıldırım, 2012-2013 sezonunun devre arasında Sivasspor'a kiralandı.
Sercan burada da olaylardan uzak duramadı ve Nisan 2013'te oynanan Sivasspor-Orduspor maçının ardından şehri izinsiz terk etti.
Bursaspor Kulübü Başkanı İbrahim Yazıcı'nın cenaze töreninde yer almadığı için eleştirilen Sercan Yıldırım, 10 Mayıs 2013'te sosyal paylaşım sitesi twitter'daki hesabından yaptığı açıklamada, "Sivasspor izin vermedi" dedi
Sercan Yıldırım'ın son aşkı ise ünlü oyuncu Tuvana Türkay oldu. İki Haziran 2013'te Bodrum'da plajda el ele görüntülendi.
Sivasspor'da da tutunamayan Sercan, Galatasaray'a geri döndü ancak 150 bin euro bedelle PTT 1. Lig takımı Şanlıurfaspor'a kiralandı.
Kaynak: Sabah

Mehmet Tevfik’in Mektubu




Mehmet Teyfik’in Mektubu

pazartesi, 31 mayıs, 1915

sebeb-i hayatım, feyz-i velinimetim. sevgili peder valideme,

babacığım, validecigim.

arıburnu'nda ilk girdiğim müthiş muharebede sağ yanımdan ve pantolonumdan kurşun geçti. hamdolsun kurtuldum.

fakat bundan sonra gireceğim muharebelerden kurtulacağıma ümidim olmadığından bir hâtıra olmak üzere, şu yazılarımı yazıyorum.

hamdüsenâlar olsun cenâb-ı hakk'a ki beni bu rütbeye kadar eriştirdi. yine mukadderât-ı ilâhiyye olarak beni asker yaptı. siz de ebeveynim olmak dolayısıyla beni vatan ve millete hizmet etmek için ne suretle yetiştirmek mümkün ise öylece yetiştirdiniz. sebeb-i feyz-i nf 'atım ve hayâtım oldunuz.

cenâb-ı hakk'a ve sizlere çok teşekkürler ederim.

sevgili peder ve validecigim. gözbebeğim olan zevcem münevver ve oğlum nezih'ciğimi evvela cenâb-ı hakk'ın, sonra sizin himayenize emanet ediyorum.
onlar hakkında ne mümkün ise lütfen yapınız. oğlumun tâ'lim ve terbiyesine siz de refikamla birlikte lütfen gayret ediniz. servetimizin olmadığı malûmdur. mümkün olandan başka bir şey isteyemem, istesem de pek
beyhudedir. refikama hitaben yazdığım kapalı mektubu lütfen kendi eline veriniz. fakat çok müteessir olacaktır, o teessürü azaltacak şekilde veriniz.

ağlayacak, üzülecek tabii; teselli ediniz...

sevgili baba ve valideciğim, belki bilmeyerek size karşı birçok kusurda bulunmuşumdur. beni affediniz... ruhumu şad ediniz... sevgili hemşirem lütfiye'ciğim bilirsiniz ki sizi çok severdim. sizin için ve sa'yimin yettiği nisbette ne yapmak lazımsa yapmak isterdim. belki size karşı da kusur etmişimdir, beni affet. ilahi mukadderat böyle imiş. hakkını
helâl et. rûhumu şad et..

ey akraba ve dostlar ve sevenlerim; cümlenize elveda.

cümleniz hakkınızı helâl ediniz. benim tarafımdan cümlenize hakkım helâl olsun, elveda. elveda, cümlenizi cenâb-ı hakk'a tevdî ve emanet ediyorum. ebediyyen allah'a ısmarladım, sevgili peder ve validecigim.

oğlunuz mehmet tevfik


Sen kimsin ki?









                                      Sen kim oluyorsun da benim yaşadığım hayatı yargılıyorsun?
                                      Ben mükemmmel değilim ve olmak zorunda da değilim!
                                      Parmağın ile beni işaret etmeden önce ellerinin
                                      temiz olduğundan emin ol..!

                                                            Bob Marley

Hayatın Anahtarı






 "Ben beş yaşındayken, annem sürekli mutluluğun 'hayatın anahtarı' olduğunu söylerdi. Okula gittiğimde büyüyünce ne olmak istediğimi sordular, 'mutlu olmak istiyorum' yazdım. bana ödevi anlamadığımı söylediler, bense onlara 'hayatı anlamadıklarını' söyledim.

John Lennon









Ne Biçim İnsanlarız Biz.!




  
       Benim ailemin erkeklerinde sorunlar var onu anladım yirmi yılda, maalesef çılgınlıkta hiç üstümüze yok,her boka mantık aramakta da üstümüze yok ama en çok sevmediğim huyumuz çılgın olmaya çalışırken çoğu şeyi unutuveriyoruz ya da görmezden geliyoruz.
         Eğlencenin veya bir üzüntünün içinde dünyada olan diğer şeylerden soyutluyoruz kendimizi. Hatırlamıyoruz resmen… Bir yandan da rahat insan olmayı sevmek lazım diyorum kendime ama gel gelelim diğerleri hep bunu kısıtlamaya ya da yönlendirmeye çalışıyor. Peki ne yapmalı kendimizi mi soyutlayalım amk? .

Sen Bilmezsin Çocuk

    
Sen bilmezsin çocuk.. Benim ülkemde karanfil ağır silahtır..
Sen bilmezsin çocuk.. Benim ülkemde satır,bıçak,sopa çiçektir,baş tacıdır...

Sen bilmezsin çocuk..
Tomalar, eros gibidir koydumu sırılsıklam aşık ediyor adamı,
Biz çamaşır makinemiz olmadığı için direniyohh gardaş


Bunlardan binlerce var ve hepsi Ülkem Direnişçilerinin yüksek zekasıdır. Bu gelişimi en güzel anlatan cümle ise:
Alkolü yasakladın ayıldık..! :)
Teşekkürler TÜRKİYE




Alıntıdır...#DirenTürkiye

Yeşil Bursa Gezi Rehberi

ZuhuraT



Hayat 22 ye gelmeden başlar
Güneş Aya küsmüşken
Tam Yıldızlar Aya naz yaparken
Rüzgar ortalığı karıştırırken...
Hayat işte kaçı kaç geçeceği belli; ama kimi nerde bırakacağı belirsiz!!!
(ZuhuraT)






Ya sonra…




Tarih: ( ??.??.????)

…Akşamın zifiri karanlığıydı. Bir çıt sessi duymak mümkün değildi. Herkes ve her şey o an sanki yoktu. Tek başımaydım bu amansız yolda, yürümekten korkar bir şekilde adım adım ilerliyordum sanki ne kadar gidersem gideyim hep aynı manzara şahit oluyordum.
Hangisi gerçekti hangisi doğruydu neydi bu, bir rüya mıydı ?
Hayır olamazdı. Öyle gerçekti ki, birden bir ağrı hissetim gömleğim kan içerisindeydi.
Düğmeleri açarken öyle zorlandım ki, aman Allah’ım buda neydi böyle; ne zaman bıçaklanmıştım…
Ben kim, nerede?
Bir, iki dakika sonra kendimi yerde buldum, gözlerim yavaştan kapanıyordu.
Gözlerimi hafiften açmaya çalıştım güneşin ışığı tam gözüme vurdu. Kalkmaya çalıştım beceremedim. O an fark ettim ki yatakta yatıyordum.
Nasıl gelmiştim ben buraya… Kapı açıldı bir ihtiyar amca içeriye girdi
Acaba bu adam mı beni buraya getirmişti.
Tam bir laf diyecektim, ağzıma lafı tıkıverdi oracıkta…
Başladı anlatmaya bu adam aklımdan geçen soruların hepsini yanıtlıyordu bu adam alim miydi?  Bilemedim.
Amca:
-          Yavrucum, biraz dinlenmelisin yaran iyileşmeli…
Yanıt vermeye çalıştım amcaya ama ağzımdan kelimeler çıkmıyordu.
Düşünmeye başladım ne olmuştu bana…
.
.
.


Çivisi Çıkmış Dünya'nın...




Şimdi sorun şu, keser ile çiviyi tamamen çıkartmak mı doğru olan yoksa çekiç ile çakmak mı? 

Buna karar verdiğimiz gün; cesaret ettiğimiz gün. Bu Dünya düzene girecek. İşte, bu kadar.



Her Şey Sen !

Kendimizi üzmeye , bazı şeylerı dert etmeye ne kadar da müsaitiz.Ruhlar alışmış mevlana modunda takılmaya. Herkese ne olursan ol yine gel demeye.Ne kadar da geniş gönüllüyüz.İnsanlar  bizi ne kadar kırarlarsa o kadar yer ederler hayatımızda . O kadar herseylerıyle kabulleniriz. Biz aynı muameleyi görmesekte önemli değil. Herkes kendinden sorumlu çünkü hayatta.Sonunda ''ben payıma düşeni yaptım , şimdi kendi bilir''diyeceğimizi bile bile belki de..

Her şey bir ve tek dünyada..Herşey sensin. Geriye kalan her şey yanılsama.Aslında kavga ettiğin 'sen'sin , aradıklarını bulamadığın , yapmak istediklerini yapamadığın için kızdığında'sen'sin. Sen istersen senin hayatında bir yere  sahip olur diğerleri.Her şey giderek rayına oturacak hayatımızda.Yaşamı,yaşayarak çözeceğiz..İşe kendimizden başlamalıyız.Sen kendini bilmeden karşındakini nasıl anlayabilirsin ? Kendimizi bilemedikçe,anlamadıkça,ortaya koymadıkça yaşayan ölüleriz.

Gerçekten ne istediğini bul ve onun için yürümeye devam et.Seni farklı kılacak olan,seni sen yapacak olan tek şeyi sen biliyorsun sen taşıyorsun.İçindeki ses, senin neden bu dünyada olduğunu,nereye gitmen gerektiğini sana sürekli fısıldıyor.Sen onu örttükçe,susturdukça kayboluyorsun,kayboluyoruz..Hepimiz birbirimize bağlıyız.Her şey bir ve tek.Sen kaybolursan,her şey kaybolur.Puzzle sensiz eksik kalır.



Maddenin Hal Değişiminin İnsana Etkisi




Günümüzde biraz çevresine bakan insan, şu tespiti çok rahatlıkla yapabilir. Sürekli değişiyoruz hatta hayvanlaşıyoruz, tam manasıyla inandıklarımızı, bize öğretilen doğruları hepimiz unutmuş durumdayız. Hoşgörü yardımlaşma vb… kim bizi bu hale getirdi?
Ahmet mi, Mehmet mi, Tayyip mi bilemiyorum; fakat bildiğim bir şey var o da “hepimizin her geçen gün daha fazla hayvanlaştığı duyarsızlaştığı.”

****
Neymiş efendim metro istasyonunda öpüşünce allahsız oluyormuşsun? Diyelim ki kabul ettik metro istasyonunda öpüşenlerin hepsi ahlaksız; o zaman sorurum sana  aynı metro istasyonunda fiziksel veya psikolojik şiddet uygulayan insanlara niye müdahale etmiyorsun senin ahlak anlayışını …….. (noktalı yerleri istediğiniz gibi doldurabilirsiniz)


****
Biliyoruz ki; buza ısı vererek suya, suya da ısı vererek gaz haline dönüştürülebildiğini gazda yoğunlaşırsa tekrardan su olur.
Hayvanlaşmadan önce hepimizin su olduğunu düşünürsek. Bizim bu halle gelmemize katkıda bulanan ama Mehmet, ama Ali, ama Recep bilemiyorum; ama bunlardan yoğunlaşarak kurtulmamız ve tekrardan özümüz olan suya dönmemiz gerektiğini çok iyi biliyorum…





Kaybetmekten Korkma


Kaybetmekten korkma! Kaybetmek de kazanmak da geçici... O yüzden kazandıklarına da fazla takılma... Bugün kazanmanın çoşkusunu yaşarken, bir gün kaybedeceğinin farkında ol... Bazen kazanır,bazen kaybeder,yaşar gideriz... Her şey gelip geçici... Yeter ki yüreğinde kaybetme,yeter ki zihninde kabullenme sürekli kaybeden olacağını..

Yaşam verilir alınamaz..En fazla neyi verebilirim diye bak neyi alabilirim diye değil..Yaşamda kendin olarak ödeyeceğin hiç bir bedel,kopya bir hayatı yaşarken ödeyeceğin bedelden daha ağır olmayacak..Zor olan olmak istediğimiz değil, olduğumuz olabilmek..Kendimizden başka her şey olmaya çalışıp, kendimiz olmaktan kaçıyoruz şu hayatta..Özümüze dönmek dileğiyle...


"Ve Külkedisi kaçarken, papucu ayağından fırladı.
Ertesi gün Prens ayağı bu papuca sığacak genç kızı aramaya koyuldu.
Ülkenin tüm kızları , Prens tarafından beğenilmek için, ayaklarını daha ufak
hale nasıl getireceklerinin çabasına giriştiler."
"İşte o gün bu gündür kadınlar, ayaklarını, erkekler tarafından belirlenmiş kalıplara
sıkıştırmaya çalışır, böyle yaparak erkeğin "Prensesi" olacağını düşler dururlar.
Zaman geçtikce topallamasının , kendini depresif hissetmesinin sebeplerini sürekli kendi eksikliklerinde arayarak.. ve papucun ne denli geçerli olduğunu hiç düşünmeden.."
"Erkekler ise ellerindeki "ayakkabıya" (veya düşlerindeki kalıba) "ayağını" (kendini) sıkıştıracak kadını arar; "ayağı sıkışmış" bir kadının ne denli gerçek, ne kadar huzurlu, mutlu olup, mutlu edebileceğini düşünmeden...

Ve birlikte yalınayak yaşayabilmenin özgür keyfinden habersizce..."


                                                                          Leyla Navaro ( İki Boy Ufak Pabuç )