Translate

ZuhuraT(Bu Blogda Ara)

Alpy -2-

            
           Gözlerini yavaşça araladı. Yine o çok içtiği gecelerden biri olmalıydı. Gerçekten de on günde nasıl bu kadar alkole alışmış olabilirdi?

           Alpy Londra'nın lanetli havasına neredeyse alışmıştı. Okula arada bir uğruyor çoğunlukla ders notlarını alıp odasının bir köşesinde biriktiriyordu. Londra'nın altını üstüne getirmiş olmasına rağmen hala görülecek yeni şeyler bulabiliyordu. Zaman zaman lanet olası devrime (sanayi devrimi) rağmen azda olsa gördüğü güneşe seviniyor .O gün neredeyse hiç eve uğramıyordu. Futbol maçlarını kaçırmıyor ve her gecesini barda geçiriyordu.

           Ancak eski bilim insanları gibi sadece mühendislikle kalmıyor ayrı fakültelerden edindiği arkadaşları sayesinde tıp, kimya ve psikoloji notlarını da her hafta tedarik ediyordu. Çok ilginç bir hayattı aslında onunki .Hem olabildiğine salıverilmiş hem de sımsıkıya yaşama bağlı. Geride bıraktığı ailesi bir an önce diplomayı beklerken onun tek istediği içindeki canavarı evcilleştirmek veya onu önlemekti.

           Korkmuyordu ondan çünkü daha önce hiç gereksiz yere birini öldürmemiş hatta hakaret bile etmemişti. Ancak ona masumları öldürmekten zevk aldığı konusun da şaka yaparak tedirgin olmasını seyredip gülmekten çok büyük zevk alıyordu.

          Londra'ya geldiğinden beri bir dizi olaylar geçmişti başından ancak hiç kimseye görünmemişti . Bunlardan üçü polisi biri garson, biri ayyaş, biri karısın döven alt komşusu ve biri de üniversitede hocasıydı. Üniversitede olan olay şöyle gerçekleşmişti. 


         4 Mayıs 1987

        Okulun ikinci haftasıydı. İnsanlar aynı sınıfta birbirlerinin görmeye neredeyse alışmışlardı. Hepsinin gözü bir kişiye takılıyordu. Kesinlikle yeni biri olmalıydı. İyi giyimliydi fakat kafasını koymuş yarım saattir horlayarak uyuyordu. O an içeriye giren sekreter veya benzeri kıyafetli adam:

      -Mr Z! Hey Mr. Z lütfen uyanın!

      -...

     - Mr Z ders vermeniz gereken sınıfta uyuyamazsınız!

     - Tamam, tamam

        Herkes şaşırmış sadece ona bakıyordu. Neredeyse bir ders orada uyumuş ve çevresindekiler onunla ilgili bir çok şaka yapmıştı. Yavaşça tahtaya yürüdü ve tahtaya kocaman Mr. Z yazdı. Altına da  küçük harflerle "Zack" yazdı.

     -Soy adlardan nefret ederim, gereksizler...
dedi. Arkasını dönmeden tek tek insanların isimlerini söylemesini istedi. Çok isteksiz görünüyordu ve bu Alpy'nin sinirlerini bozuyordu.

    - Mr. Z! Hey ! Siz burada profesör olabiliyorsanız bahse girerim üç yıl içinde bende profesör olurum.
dedi zengin çocuğu olduğu belli olan biri.

    - Bende altı sene sonra dekan olurum. Bu ne saçma okul! diye bağırdı diğeri. Birden uğultu arttı. Alpy profesöre sinirlenmiş olabilirdi ama karşısındakini aşağılayanlardan da nefret ederdi.

     Mr. Z sessiz bir şekilde:

   - Bana atomu anlat dekan bey! dedi. Sessizlik oldu ve tekrarladı. Genç öğrenci atom ile ilgili bildiklerini anlattı. Mr. Z :

    - Cıva ile ilgili neler biliyorsunuz ? Sayın profesör! dedi. Diğeri de serin kanlılıkla cevap verdi. Ardından Mr Z yüksek sesle

    - Peki yer çekimi ile ilgili en az üç şey bilenler el kaldırsın! dedi. Sınıfın neredeyse tamamı elini kaldırdı.

    - O zaman gelecek hafta hepinizden "Neden cıvalı barometre kullanıyoruz?" başlıklı kompozisyon ödevi istiyorum dedi ve sınıftan ayrıldı.

      Alpy üniversiteyi biraz karmaşık ama ilgi çekici bulmuştu. Mr. Z tam bir kaçık profesör rolündeydi onun için.

      Koridorlarda kendi başına dolaşırken bağrışmaları duydu...

    - Buna hakkınız yok. Makaleyi size yayımlayın diye değil yorumlarınızı almak için verdim.

    - Senin yazdığın ne malum? Saçmalıyorsun. Bağırmayı kes ve yolumdan çekil. Unutma hala sadece bir öğrencisin. Okulu bitirmen hala benim elimde.

      Bu çaresiz gencin dramı gibi geldi Alpy'e . Yaklaştı ve koluna girdi gencin onu bahçeye çıkardı. Her şeyi anlatmasını istedi. Genç ona olanları anlattı, profesör gencin makalesini kendi yazmış gibi yayımlayacak ve belki saygınlığını bir kademe daha arttıracaktıç Bu Alpy için yeterliydi. Gence bir göz gezdirdi temiz giyimi ve düzgün duruşu genci güvenilir gösteriyordu. İsminin David olduğunu öğrendi. O anlık bilmese de David onun Londra'da ki en samimi arkadaşı olacaktı.