Translate
ZuhuraT(Bu Blogda Ara)
'Anda' Olmak
Anda olmak ne demektir?
Bugünde olmak, yani hayatın doğal akışını yaşamaktır. Bunun bir diğer tarifi de, hazırlıksız olana hazırlıklı olmaktır. John Lennon’ın dediği gibi; ‘‘Hayat siz plan yaparken başınıza gelenlerdir.’’ Hayatın içinde hazırlanamayacağımız kadar çok sürpriz ve yenilik -olumlu ya da olumsuz- bulunur. Bu sürprizlere hazırlanmaya çalışmak, insanı yalnızca yorar. Huzur getirecek olan ise esneklik geliştirmek ve sürprizlerin olabildiğince keyfini çıkarmaktır.
Anda olmak neden önemlidir?
Hayatı gerekmedikçe kaygı, korku ve pişmanlık hissetmeden yaşamak ister misiniz? Belki de herkesin cevabı; ‘‘Evet! Ama, nasıl?’’ olacaktır. Anda kalarak! İnsan bazen geçmişte takılı kalabilir; kimi zaman da kendini gelecek planlarının içinde boğuşurken bulabilir. Geçmişte takılmak pişmanlık, mutsuzluk, üzüntü ve acı yaşatır. Yalnızca gelecek odaklı yaşamak da, endişe, kaygı ve korku hissettirir. İnsan ancak bugününü yaşadığında, geçmiş ve gelecek ile sağlıklı bir ilişki kurabilir. Bu da hiç geçmeyen bir diken üstünde hissetme hali ya da hep başına bir şeyler geleceğini düşünerek tedirgin olma gibi olumsuz duyguları gereğinden fazla yaşamamayı sağlar.
Bir de tabii insanın kendi olabilmesi, kendini keşfedebilmesi anda olmak ile mümkündür. Geçmişi anlamak ve geleceği unutmamak önemli olsa da, ben asıl şu an ne hissettiğimin ve ne yaşadığımın farkına varırsam gerçek benliğimi tadabilirim.
Geçmiş, gelecek ve bugün arasında kurulması gereken sağlıklı ilişkiyi nasıl tarif edersiniz?
Bir ustanın sözünden esinlenerek bunu yanıtlamak isterim. Dalai Lama, ‘‘Geçmiş ve geleceği anlamak için ne yapmamız gerekiyor?’’ diye sorulduğunda; ‘‘Anda olmak!’’ yanıtını vermiş. Çünkü geçmiş yaşantımız, bugünümüzü inşa etti ve geçmişi anlamak ancak bugüne bakarak mümkün. Geleceğimizi inşa ediyor olan da bugünümüz. Dolayısıyla geleceği şekillendirmek için de bugünde çalışmamız gerekiyor. Yani, geçmiş ve geleceğin kesişme noktası, bugün ve bu an.
Anda olamamanın en dikkat çeken olumsuz etkisi nedir?
Anda kalamamak öfke birikimine sebep olur. Pek çok duyguyu ve meseleyi çözümlemek için, oluştukları anda onları yakalamak gerekir. Örneğin, sabah patronunuza sinirlendiğiniz bir konuda sesinizi çıkarmadıysanız ve o an geçtiyse, içinizdeki öfkeyi başka bir zamanda çözümlemeniz zorlaşır. Yani, bitmemiş bir iş yüklenirsiniz. Örnekteki gibi çözüme ulaşmamış ve tatminsiz kaldığımız durumlara, bitmemiş iş deriz. Bu bitmemişlikler arttıkça ve biz kafamızda çözümleyemediğimiz sorunlar biriktirdikçe içimizde öfke birikir. Bunu aşmak için de elbette ilk adım o öfkeyle anda kalarak yüzleşmektir.
Anda olmaya başladığımızda etrafımızdaki insanlarla olan ilişkimiz nasıl etkilenir?
İnsan kurduğu bağlantılar, yani ilişkilerden beslenir ve büyür. Ancak bu ilişkilerin doyurucu olabilmesi için, iki insan arasında gerçek bir temas, duygu, fikir akışı ve samimiyet olmalıdır. Bu o kişiye her konuda, her sırrınızı anlatacağınız anlamına gelmez. Önemli olan o kişi ile bağlantı kurabilmeniz ve onunla geçirdiğiniz anlarda gerçekten onun yanında olabilmenizdir. Dolayısıyla, anda olarak kurulan temas çok daha tatmin edici ilişkiler yaratır. Bu da insanı mutlu ve huzurlu hissettirir.